Çaresiz Darwinistlerin Ardi Fosili Aldatmacası

0
13
views

maymun

Propagandanın görsel kısmı tamamlanmıştı. Geriye sadece demagoji kalıyordu. Darwinist medya organlarında bu da yapıldıktan sonra Ardi adlı fosilde de Darwinist propaganda yöntemlerinin tamamı aksatılmadan uygulanmış oldu.

Ancak Darwinistlerin tek hesaba katmadıkları nokta, bu oyunun mutlaka ortaya çıkarılacağı idi. Ardi aldatmacasının mutlaka deşifre edileceğini düşünememişlerdi.

Darwinistler Tüm Ara Fosil Hikayelerinde Olduğu Gibi Ardi Hakkında da İnsanları Aldatıyorlar

Darwinistler, daha önce de çok defa izah etmiş olduğumuz gibi, insanın hayali evrimi konusunda şu yöntemi kullanırlar: Soyu tükenmiş bir gorilin veya şempanzenin fosilini alırlar. Bunu yapmak Darwinistler için kolaydır. Çünkü bugüne kadar yaşamış 6000 MAYMUN TÜRÜ ARASINDAN YALNIZCA 120 TÜR HAYATTADIR. Yani soyu tükenmiş 5880 maymun türünden geriye kalan milyonlarca fosil, Darwinistler için mükemmel bir spekülasyon malzemesidir.

Darwinistler genellikle bu fosilleri kullanarak, “tamam maymun ama baş parmağı eğrilmiş, ayak kemeri kıvrılmış, demek ki insana dönüşüyormuş” gibi mantıkdışı iddialarla, son derece ilkel senaryolar kurgularlar. Senaryo olağanüstü derecede mantıksızdır ama bu mantıksız izahlar, dünyaca tanınmış Darwinist dergilerde yayınlanınca, bilimsel terimlerle kimsenin anlayamayacağı bir üslupla verilince ve bunları anlatanlar Darwinizm’i körü körüne savunan profesörler olunca, yani bir yalan defalarca ve defalarca söylenince, konu hakkında bilgisi olmayan insanlar tarafından inandırıcı görünebilir. İşte Darwinistler, insanların bilgisizliğinden, medyanın etkisinden ve çeşitli propaganda yöntemlerinden faydalanarak, yıllardır bu çirkin oyunu oynamaktadırlar.

Ardi örneğinde ise Darwinistler, soyu tükenmiş bir maymun türünü de değil, günümüzde yaşayan BONOBO maymunlarının aynısını bulup getirmişlerdir. Ve şunu demişlerdir, “tamam maymun ama dik duruyor”! Darwinistler bu iddia ile insanları kandırmaya çalışmaktadırlar.

Ardi’nin Dik Yürüdüğü İddiası, Büyük Bir Aldatmacadır

1994 yılında bulunan fosil iskeleti, ilk bulunduğunda paramparça haldeydi. Öyle ki, canlının fosilleşmiş kemik parçaları, paleontologların ellerine aldıkları anda parçalanan son derece kırılgan bir yapıdaydı. Fosil üzerinde araştırma yapan paleontologlar, fosilin ilk bulunduğunda çekilen resimlerinden, özellikle leğen kemiğinin adeta karışık bir güveç yemeğine benzediğini, kemiklerin milimetrik olarak “yeniden yapılandırılması” gerektiğini belirtmişlerdir. Bu karara uygun olarak da Darwinistler, şekli belli olmayan milimetrik parçaları almış ve kendi istedikleri gibi bir leğen kemiği inşa etmişlerdir.

Bir canlının duruş biçimi, leğen kemiğinin yapısı ve vücuttaki çeşitli kemiklerle oranı ile anlaşılabilecek hassas bir işlemdir. Dik duruşun belirlenmesi için, leğen kemiğinin milimetrik ve kesin ölçümlerle bilinmesi; leğen kemiği, femur (uyluk kemiği) ve diz kemikleri arasındaki açıların tam ve hassas bir hesaplamayla tayin edilebilmesi gerekmektedir.

Yarısından büyük bölümü olmayan ve leğen kemiğinin adeta yeniden inşa edildiği bu fosilde ise, söz konusu hassas ölçümlerin belirlenmesi olanaksızdır. Ancak böyle bir fosilde, canlıyı dik yürüyor gösterebilecek şekilde bir düzenleme yapılması ise son derece kolaydır.

Herhangi bir paleontolog, söz konusu parçaları dilediği gibi yerleştirebilir ve oluşturduğu yeni fosili dilediği şekilde yorumlayabilir. Nitekim Time dergisinde Ardi’nin konu edildiği bir makalede bu gerçeğe şöyle dikkat çekilmiştir:

“Gerçekten de, kanıtlara bakıldığında, Ardi’nin nasıl yürüdüğüne dair farklı paleoantropologların farklı yorumları olması muhtemeldir.” (Michael D. Lemonick and Andrea Dorfman, “Excavating Ardi: A New Piece for the Puzzle of Human Evolution,” Time Magazine (October 1, 2009))

Bütün bunların yanı sıra, Ardi’nin iyi görünümdeki ayak yapısı da Darwinistleri bu konuda tamamen yalanlamaktadır. Ardi’nin ayaklarındaki içe dönük başparmak ve insanların aksine Ardi’de olmayan ayak kemeri, canlının dik bir yürüyüşe sahip olmadığının en belirgin delillerindendir. BBC sitesinde Ardi hakkında yayınlanan haberde, söz konusu delillere bakılarak Ardi’nin “uzun mesafe yürüyebilecek veya koşabilecek bir yeteneğe sahip olmadığı” belirtilmiş,(http://news.bbc.co.uk/2/hi/science/nature/
8285180.stm
) National Geographic web sayfasında yayınlanan haberde ise, “Ardi’nin ağaçlar arasında hareket eden ve avuç içlerini kullanan bir canlı olduğu” ifade edilmiştir.(http://news.nationalgeographic.com/news/
2009/10/091001-oldest-human-skeleton-ardi-missing-link-chimps-ardipithecus-ramidus.html
)

Darwinistler 15 yıl sonra ortaya çıkardıkları bu fosili özel olarak seçmişlerdir. Çünkü üzerinde spekülasyon yapılacak fosil, Darwinistlerin bel bağladıkları dik yürüme senaryosuna mükemmel şekilde oturacak, bu senaryoyu tam destekleyecek bir fosil olmalıdır. Ve buna dair bir ara form olmadığı için de, Darwinist spekülasyonlar için en ideal olan fosil, Darwinistler için “PARÇALANMIŞ” bir fosildir.

İşte Ardi Darwinistlere bunu sağlamıştır: Darwinistler parçalanmış fosili alıp, diledikleri gibi yerleştirmişler ve üzerinde istedikleri spekülasyonu yapmışlardır. İşte Darwinist aldatmaca yıllardır bu yöntemle işlemektedir.

 

Darwinist Medya Propagandasının İçyüzü

İnsanın evrimi iddiası, bizzat bu iddianın şekillenmesinde rol oynayan kimseler tarafından dayanaksız bulunmaktadır. İddia bilime değil, teoriyi şekillendirenlerin inanç ve önyargılarına dayalıdır. Fakat ilginç olan nokta, paleoantropoloji dünyasındaki bu “itiraf”ların hiçbir zaman medyaya yansımamasıdır. Aksine Darwinizm’i savunan bir kısım medya, evrim teorisinin içine düştüğü bu çıkmazı özenle gizlemekte ve kitlelere hep “evrim teorisinin her gün yeni bir kanıtı bulunduğu” aldatmacasını söylemektedir. Yale ve California Berkeley üniversitelerinde yüksek lisans ve doktora yapmış Amerikalı bir biyolog olan Jonathan Wells, Icons of Evolution: Science or Myth, Why Much of What We Teach About Evolution is Wrong? (Evrimin İkonları: Bilim mi Efsane mi, Evrim Hakkında Öğrettiğimiz Pek Çok Şey Neden Yanlış?) adlı 2000 yılı basımı kitabında insanları aldatmaya yönelik bu propaganda mekanizmasını şöyle özetler:

“Toplumun geneli, insanın kökeni hakkındaki derin belirsizliğe dair
bilimsel uzmanların yaptıkları açıklamalardan çok nadiren haberdar edilir. Bunun yerine, şu veya bu kimsenin en son teorisi ile besleniriz ve bize bizzat paleoantropologların bunun üzerinde anlaşamadıkları gerçeği aktarılmaz. Ve tipik olarak, teori mağara adamlarının veya “bol makyajlı” insan atalarının hayali resimleri ile süslenir… Görünen odur ki, bilimin hiçbir alanında bu kadar az malzeme üzerine bu kadar fazla kurgu yapılmamıştır.”
 (onathan Wells, Icons of Evolution: Science or Myth, Why Much of What We Teach About Evolution is Wrong, s. 225)

Peki evrimi savunan bir kısım medyanın haberlerine manşet olan, “insanın evrimi artık kanıtlanmış bir gerçektir” gibi asılsız iddialarla gazete ve televizyonlarda yer alan bilim adamları kimlerdir? Bunlar, paleoantropolojiyi dayanaksız bulan bilim adamlarından niçin farklı düşünmektedirler?

Evrimci Greg Kirby, Biyoloji Öğretmenleri Birliği’nin toplantısında yaptığı bir konuşmada bu psikolojiyi şöyle ifade etmiştir:

“Eğer bütün hayatınızı kemik toplamak, kafatasının ve çenenin küçük parçalarını bulmak için harcıyorsanız, bu küçük parçaların önemini abartmak için çok güçlü bir istek duyarsınız.” (Paul S. Taylor, Origins Answer Book, 5. baskı, 1995, s. 35)

İşte bilimsel yönden bir dayanağı bulunmadığı açıkça ortada olan insanın evrimi masalını ayakta tutan etkenlerden birkaçı bunlardır. Fakat her yeni bulunan fosil, insanın kökeni hakkındaki evrimsel tezleri bir kez daha çıkmaza sokmakta, Yaratılış gerçeğini bir kez daha ortaya koymaktadır.

Sahte Çizim

20. yüzyıl evrim teorisinin her konuda hezimete uğrayarak yıkıldığı bir yüzyıl oldu. Bu hezimetlerden biri de fosil kayıtları konusunda yaşandı. Evrimciler 19. yüzyılın ortasından bu yana dünyanın dört bir yanında kayıp fosil kayıtlarına ulaşmak umuduyla araştırmalar yaptılar. Ancak tüm bu araştırmalara rağmen, evrimin öne sürdüğü ve canlıların ilkel türlerden gelişmiş türlere kademe kademe evrimleştiği iddiasını destekleyecek “ara geçiş formlarına” hiçbir zaman rastlanamadı.

Günümüzde Yaşayan bonobo maymunu fosil ardi ile tamamen aynı özellikleri göstermektedir.

İnsan evrimleşmemiş, Allah tarafından yaratılmıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here